Grupların ardından..

| Posted in


İlk maçlar nerdeyse bitti. Tüm eleştirilere rağmen bence hiç de fena bir dünya kupası sayılmaz (vuvuzelaya bile alıştık o derece). Ayrıca benim yaşlarımda olan hangi futbolsever mükemmel bir dünya kupası izlediğini iddia edebilir.. Hayal meyal hatırladığımız 86'dan sonra hangi harika futbola sahne oldu ki.. Dünya kupasının alameti farikası başka..

Zaten gönlümün tek sahibi Arjantin'i bir kenara koyarsak, gruplarda gönül fetheden performanslar sınırlı kadrosuna rağmen ateşli mücadelesini sonuna kadar sahaya koyan Şili, finallere gelişi ile bile film olabilecek Honduras ekibi ve gruptan gol yemeden lider çıkan Uruguay denebilir.

Hayal kırıklıkları ise Capello ile bambaşka olacağını düşündüğümüz İngiltere, son şampiyon İtalya ve tabii ki ev sahibi olmalarına rağmen nal toplayan afrika takımları (Fransa'yı saymadım çünkü bence çok süpriz olmadı.)

İşin ilginci gruplardan gayet süpriz sonuçlar çıkınca, eleme ağacının şekillenişi.. İngiltere-Almanya eşleşmesi, G. Kore, Uruguay, ABD ve Gana'dan birinin yarı finali görecek olması ve hatta gayet 2. turda olası bir Brezilya-İspanya eşleşmesi..

Üzülsek mi sevinsek mi bilemiyorum, bu kadar süpriz içinde büyüklerin maçlarını görmeyi garantiledik sayılır, ancak bu gidişle yarı finaller 2002'ye benzer şekilde oluşacak gibi de duruyor (ki o 4 lüden biri biz değilsek hiç de eğlenceli değil)

Sonuç olarak üst düzey futbol izleyemesek de renkli gidiyor bence turnuva, Afrika'nın tüm olumsuzluklarına rağmen..

Bir de Maradonalı final izledik mi tamamdır..

Hasret bitiyor..

| Posted in


Kulaklar müziğin en saf hali olan o ilk düdük sesini bekliyor..

Celtics servis kırdı..

| Posted in


Pierce ve Garnett'in performansı yerlerde ve Lakers'ın Kobe'si kendi vasatının çok çok altında olunca. Ron Artest kendi takımından çok Boston'a katkı yapınca maçın sonucunu iyiden iyiy merak ediyorduk ki, Ray Allen muhteşem bir şut yüzdesi ve Rondo triple double ının yanı sıra son çeyrekteki hemen hemen tüm kritik hamlelere imza atışıyla final serisinde servis kırmayı başardılar..

Yalnız bu maçtan aklıma takılan şu ki; Ray Allen ilk yarı da 8 de 7 üçlük atmış, Rajon Rondo maç boyu muhteşem oynamış, Kobe alışageldiğimiz sarsıcı oyununu hiç oynayamamış, son çeyreğin çoğunluğunu 5 faulle oynamış, Ron Artest Pierce'ı savunmak dışında kullandığı tüm topları lakers aleyhine kullanmışken, yani kısacası boston'da 2 çok üst performans , Lakers'ta ise olabileceğinin en kötüsü bir kobe varken maçın hiç kopmamış olması.. Bu durum seride Celtics'in işinin ne kadar zor olacağını gösteriyor bence..