
Çocukluğundan beri havasını soluduğun, önünde arkanda oturanla hayatı paylaştığın, birlikte sinirlenip, birlikte sevindiğin, hiç tanımadığın adamlarla hiç olmadık zamanlarda sarılıp öpüştüğün, içine kapalı, konsantre bir yaşam simulasyonu bence futbol tribünü..
Göztepe tribünü ise bu tanımı içinde barındıran, ama çok daha ötesi olduğunu da tanık olanlara ispatlayan bir yerdir.
Çok uzakta olduğunuzda, tribüne gidemediğinizde orada olup sevince ya da hüzne ortak olamadığınızda içiniz burkulur, sanki hayat sizi taça atmış gibi hissedersiniz..
Yine de kan bağı olmayan bir kardeşinizdir Göztepe, ne kadar hasretseniz o kadar çok seversiniz..
"Issız kuytu köşelerden and olsun ki döneceğiz" demiştik, amatör kümede, yolun sonunda ışık görülmeyen bir mücadele verirken..
En dibini görüp, en kötüsünü yaşayıp, en zorunu başarıp geldik..
Çok mutluyuz tabii ki ama bir de Cumartesi İzmir'de olmak vardı..

Bizi üzmemek için herşeyi ve herkesi elinin tersiyle itenlerin hatrına, bizi üzenlerden hesap sorma vakti!
O gece ve üstüne yaşananlar çok fazla yazıldı çizildi, şimdi gelinen nokta yapmakla mükellef olduklarını lütufmuş gibi gösterenlere, GS Kulübünün en saygıdeğer başkanlarından birini aşağılayanlara ve bunları yapanların elini eteğini öpenlere haddini bildirme vakti.
Başbakan koca stadı 2 torba kömür kıvamına getirdi, TOKI Başkanı çıkıp bir özür bile dilemedi, Başkan demeye dilimin varmadığı Polat gurursuz tavrına devam etti ve resmen Başbakan'ın yakın koruması gibi taraftara ve camiaya kılıcını çekti.
Şimdi Ultraslan önemli bir yol ayrımında, ya yönetimden, iktidardan, bedava biletten, güçlünün yanında durmayı destur edinen ahlaksızlıktan kurtulacak ve gerçekten bu tarihin gurur kaynaklarından biri olacak ya da mührü elinde tutanın dizinin dibinden ayrılmayan can yeleği görevinin onursuzluğunu yaşayacak.
Ultraslan Pazar akşamı Galatasaray taraftarının verdiği tepkiye ya destek olacak, ya da engellemeye çalışıp tribünde bölünmeye ve küskünlüğe yol açacak. Eğer "burada biz varız gerisi çok mühim değil" diyecek olurlarsa, belki tribünde koltuklarını ve iktdarlarını güvence altına almış olacaklar, ama o çok sevdikleri arma ayaklarının altında kalacak.
Adnan Polat "hodri meydan" dediği Galatasaray taraftarından gerekli cevabı görmezse, bu kendi evlerinde hissettikleri gibi davranan binlerce kişinin günlerdir uğradığı haksızlığa tribünün de sessiz kalması anlamına gelecek ki, bu o renge tutkuyla bağlı olanların canını çok fazla yakacak.
Umuyorum ki Pazar akşamı, orada Adnan Polat'ın 300 kişi dediği kitle, o stadın, rahmetli başkanlarının, Galatasaray ruhunun, ve yarım bin yıllık tarihin onuru için bağıracak, işte o zaman TT Arena yeni Ali Sami Yen olacak!
Özetle Pazar günü seyrantepe ya Galatasaray'ın yeni mabedi olacak ya da sonsuza kadar Başbakan'ın inşaatı olarak kalacak.